Tarih anlatımının önemi, toplum hayatının adeta genetiğini değiştirecek derecededir. Mesela Şia ve Ehl-i Sünnet adlarındaki iki büyük kitlenin birbirleri arasındaki kopuş temelde bazı tarihi hadiselerin farklı anlatımlarına dayanır. Hatta bu anlatımlar Hadis kabulü gibi dinin en mühim bir meselesinde de karar verdirici ağırlıktadır. Özellikle bizim yakın tarihimiz inanılmaz derecede şaibelerle dopdoludur. Mesela hiç yaşanmayan bir savaş icad edilmiş ve o savaştan kahraman türetilmiştir. Devlete egemen olan bu anlatımın sahipleri baskıcı yollarla topluma geçmişi kendi yazdıkları biçimde dayatmışlar ve bize gelene kadar birkaç nesil bu öğretilerle yetişmiştir. Üstelik üretip dayattıkları tarih biçimini kutsallaştırarak vakıaların farklı anlatımlarına kalın bir duvar örmüşlerdir. Malûmdur ki, zayıf şeyler birleşince kuvvetleşir. İncecik ipler topak yapılsa, kuvvetli halat olur. Kuvvetli halatlar topak yapılsa, kimse koparamaz. Bu sayfada o ipleri toplayarak, fanatik anlayışa meydan okumak ve sorgulama mekanizması henüz çalışır durumda olanlara belgeli, mantıklı malzemeler sunmak emelindeyiz. Yaptığımız şey sadece şu, düşünüyoruz ve soruyoruz o kadar.






