“Efendiler, bütün beşeriyetin tecrübe, malûmat ve tefekkürde teali ve tekemmülü; Hıristiyanlıktan, Müslümanlık’tan, Budizm’den sarfınazar ederek, basitleştirilmiş ve herkes için anlaşılacak hale konulmuş alemşümul saf ve lekesiz bir dinin teessüsü ve insanların şimdiye kadar kavgalar, levniyat, kaba arzu ve iştahlar arasında bir sefalethanede yaşamakta olduklarını kabul ederek bütün vücutları ve zekaları zehirleyen ufunet tohumlarına galebe etmeye karar vermesi gibi şeraitin husulünü müstelzim olan bir “cihanşümul ittihadi hükumet” tahayyülünün tatlı olduğunu inkâr edecek değiliz.” (Nutuk / M. Kamal)
“Efendiler, bütün insanlığın görgü, bilgi ve düşüncede yükselip olgunlaşması, Hıristiyanlığı, Müslümanlığı, Budizmi bir yana bırakarak basitleştirilmiş ve herkes için anlaşılacak duruma getirilmiş saf ve lekesiz bir Dünya dininin kurulması ve insanların, şimdiye kadar kavgalar, çirkeflikler, kaba istek ve iştahlar arasında bir sefalethanede yaşamakta olduklarını kabul ederek, bütün vücutları ve zekâları zehirleyen zararlı tohumları yok etmeye karar vermesi gibi şartların gerçekleşmesini gerektiren «birleşik bir Dünya devleti» kurma hayalinin tatlı olduğunu inkâr edecek değiliz. Türkiye’ye musallat olmamak şartıyla, hilâfetçileri ve Panislâmizm taraftarlarını memnun etmek için, bu tasavvur ve tahayyül bir dereceye kadar bizde de tasvir edilmişti. Ortaya atılan görüş şuydu: Avrupa’da, Asya’da, Afrika’da ve diğer kıt’alarda yaşayan Müslüman toplumları, gelecekte herhangi bir gün kendi irade ve arzularını kullanacak bir güç ve özgürlüğe kavuşurlar ve o zaman lüzumlu ve yararlı görürlerse, çağın gereklerine uygun birtakım uyuşma ve birleşme noktaları bulabilirler. Şüphesiz, her devletin, her toplumun birbirinden karşılayabileceği ihtiyaçları vardır. Karşılıklı çıkarları olacaktır. Tasarlanan bu bağımsız İslâm devletlerinin yetkili temsilcileri bir araya gelip bir kongre yaparlar ve falan ve filân İslâm devletleri arasında şu veya bu ilişkiler kurulmuştur. Bu ortak ilişkileri korumak ve bu ilişkilerin gerektirdiği şartlar içinde birlikte hareket sağlamak için, bütün İslâm devletlerinin temsilcilerinden kurulu bir meclis oluşturulacaktır. Birleşmiş olan İslâm devletleri bu meclisin başkanı tarafından temsil edilecektir derlerse ve isterlerse, işte o zaman, o birleşik İslâm devletine hilâfet ve ortak meclisin başkanlığına seçilecek zata da halife unvanı verirler. Yoksa, herhangi bir İslâm devletinin, bir kişiye bütün İslâm dünyasının işlerini yönetme ve yürütme yetkisini vermesi akıl ve mantığın hiçbir zaman kabul edemeyeceği bir durumdur.”[1]

Kaynak zinciri açısından ulaşılabilen en önemli bilgiler:
Bu ifade Nutuk içinde geçiyor ve bağlamı: H. G. Wells’in “dünya devleti / dünya hükümeti” fikirleri, evrensel birlik, insanlığın ortak düzen arayışı üzerine Mustafa Kemal’in yaptığı değerlendirmedir.
İlk baskı: 1927, Osmanlıca harflerle, CHP yayını / Türk Tayyare Cemiyeti matbaası hattı.
Metnin geçtiği bölüm: Nutuk’un sonunda yer alan siyasî-felsefî değerlendirme kısmı içinde, “cihanşümul hükümet / dünya birliği” tartışmaları bağlamında.
Modern baskılarda: Türk Dil Kurumu Nutuk baskıları , Atatürk Araştırma Merkezi yayınları gibi neşirlerde sadeleştirilmiş varyantları bulunabiliyor.
Şu anda açık dijital erişimde tam sayfa görüntüsüne ulaşmak zor. Bu yüzden: kesin sayfa numarası, tam baskı künyesi, hangi cilt/sayfa konusunda baskılar arasında farklılık oluşuyor.
İnternette en çok verilen referanslardan biri: 1934 baskısı civarı Nutuk, III. cilt son bölümler, yaklaşık 690–700 bandı sayfalar olarak geçiyor; ancak bunu doğrudan taranmış nüsha görmeden yüzde yüz teyit etmek metodik olmaz.
Bulabildiğim en sağlam bibliyografik eşleşmeler:
Maarif Basımevi baskısı (1960) Cilt II, s. 712–713 olarak referans veriliyor.
MEB yayını (1981) Cilt I, s. 713 diye atıf yapan kaynaklar var.
1927 ilk baskı Osmanlıca Nutuk Aynı pasaj 14. bölümde, “Hilâfet meselesi hakkında…” başlığı altında yer alıyor.
En önemlisi: Metnin geçtiği bölümün doğrudan dijital nüshası bulunabiliyor. Şu satırlar aynı pasajın içinden: “Efendiler, bütün beşeriyetin, tecrübe, ma’lumât ve tefekkürde teali ve tekemmülü…”
Şu anda en güvenilir akademik künyeyi şöyle verebiliriz: Nutuk II. Cilt, Maarif Basımevi, İstanbul, 1960, s. 712–713. Veya Nutuk MEB Yayını, 1981, Cilt I, s. 713.


[1] http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=Nutuk&IcerikNo=334





